24 Ocak 2008 Perşembe
Harname - Şeyhi
Bir eşek var idi zaif ü nizâr
Yük elinde katı şîkeste vü zâr
Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi
Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır
Nice tü kalmamıştı et vü deri
Yükler altında kane döndü deri
Arkasından alınca palanı
Sanki it artuğuydu kalanı
Birgün ıssı eder himâyet ana
Yani kim gösterür inâyet ana
Aldı palanını vü saldı ota
Otlayurak biraz yürüdü öte
Gördi otlakta yürür öküzler
Odlu gözler ü gerlü göğüzler
Sömürüp öyle yerler otlağı
Ki kılın çekicek damar yağı
Boynuzu ba’zısın ay gibi
Kimünün halka halka yay gibi
Ne yular derdi ne gam-ı palan
Ne yük altında haste vü nâlân
Acebe kalur ü tefekkür eder
Kendü ahvâlini tasavvur eder
Ki biraz bunlarunla hilkatde
Elde ayakta şekl ü sûretde
Bunların başlarına taç neden
Bize bu fakr ü ihtiyâç neden
Bizi ger arpa ok u yay etti
Bunların boynuzun kim ay etti
...
Bâtıl isteyü hakdan ayrıldım
Boynuz umdum kulaktan ayrıldum
Şeyhi
Gazel - Şeyhi
Bahâr mevsimidir hemdem-i sabâ olalım
Gül ile dost kohusuyle âşinâ olalım
Çü devr-i lâledir ihlâs ile kadeh tutalım
Niteki nerkis olur mest-i bîriyâ olalım
Zamâne sırrını ko gonce gibi ser-beste
Çemen safâsına gül gibi dil-küşâ olalım
Cihan fütûhuna Cem câmdır demiş miftâh
Gelin mülâzim-i câm-i cihan-nümâ olalım
Amelde ücret umunca gurûr-i tâat ile
Günehte muntazır-i rahmet-i Hudâ olalım
Bahâr-i tevbeye Şeyhî cünû demiş âkil
Bugün muvâfakat et irte pârsâ olalım.
Şeyhi
Şeyhi
ŞEYHİ
1371 yılında Kütahya’da doğduğu rivayet edilmektedir. Asıl adı Sinaneddin Yusuf’tur. İlköğrenimini Kütahya’da yaptı ve İrana’a gitti. Orada tasavvuf, edebiyat ve göz hekimliği üzerinde çalıştı. Kendisine Hekim Sinan da denilmiştir. Ankara’da Hacı Bayram Veli’ye bağlandı. Çelebi Sultan Mehmed’in iyileşmesine vesile olduğu için 1415 yılında Hekim Başılığa getirildi. Şairliği ve bilgisi sebebiyle devrin büyüklerinden ilgi ve iltifat gördü. 126 beyitli olan Hârname adlı mesnevisi Divan Edebiyatının ilk satirik mesnevisidir. 1431 yılında vefat etmiştir. Şairin bir Divan’ı vardır.
Gazel - ŞEYH GALİP - 3
Yine zevrak- ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bû reh-i seng-sâre düştü
O zaman ki bezm-i candâ bölüşüldü kâle-î kâm
Bize hisse-î mahabbet dil-i pâre pâre düştü
Gehi zîr-i serde destî geh ayâğı koltuğunda
Düşe kalka haste-î gam derd-i lûtf-ı yâre düştü
Erişip behâra bülbül yenilendi sohbet-î gül
Yine nevbet-î tahammül dil-i bî-karâre düştü
Meh-i burc-ı ârızındâ gönül oldu bu hâle mâil
Bana kendi taliimden bu siyeh sitâre düştü
Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-ı vasla Yâ Hû
Bu değildi neyleyim bû yolum intizâre düştü
Reh-i Mevlevîde Gâlib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nâm u nişâne kimi i’tibâre düştü
ŞEYH GALİP
Gazel - ŞEYH GALİP - 2
GAZEL
Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr âteş
Heman ey sâkî bir sagar tutuşur dest-i dildâre
Gazeble bezme geldi şem’-i meclisveş yanâr âteş
Nesîm âteş çıkardı gonce-î çeşm-î ümîdimden
Bıraktı gülşen-î âmâlime berk-ı behâr âteş
Hayâl-i hasret-i hâlinle âh ettikçe uşşâkın
Şeb-i firkatte her dem ahterân eyler nisâr âteş
Banâ düzahtan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Dıraht âteş nihâl âteş gül âteş berk ü bâr âteş
Çerâg-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakıştırmış
Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş
Meğer kilk-i sebük-cevlânım olmuş germ-rev Gâlib
Zemîn âteş zaman âteş bütün nakş u nigâr âteş
Büyük Türk Klâsikleri C.7 S. 55
Gazel - ŞEYH GALİP
Efendimsin cihandâ itibarım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkandâ iştihârım varsa sendendir
Benim feyz-hayâtım hâsılı ruh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir
Veren bû suret-i mevhuma revnak reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nev-bahârım varsa sendendir
Felekten zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münevver âh u zârım varsa sendendir
Senin pervâne-i hicrânınım sen şem’-i vuslatsın
Be her şeb hâhiş-i bus u kinârım varsa sendendir
Şehid-i aşkın oldum lâlezâr-ı dâğdır sinem
Çerâg-ı türbetim şem’-i mezârım varsa sendendir
Gören ser-geştelikte gird-bâd-ı deşt zanneyler
Fenâ-ender fenâyım her ne vârım varsa sendendir
Niçün âvâre kıldın gevher-i galtânın olmuşken
Gönül âyinesinde bir gubârım varsa sendendir
Şafak-tâb eyledin peymânemi hûn-âb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humârım varsa sendendir
Sanâdır ilticâsı Galib’in yâ Hazret-i Munlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir
Şeyh Galib’den Seçmeler MEB Yay. 1985 ŞEYH GALİP gazel
ŞEYH GALİP
ŞEYH GALİP
1757 yılında İstanbul'da doğdu. Babası da Mevlevî bir şairdi. Mevlevî çevrelerinde yaşadı. Konya'ya gitti. Mevlânâ Dergâhında girdiği çileyi bitirerek İstanbul'a döndü. Bir süre sonra Galata Mevlevihanesi'ne şeyh oldu. Ölümüne kadar irşad görevini sürdürdü. Önceleri Es'ad, sonraları ise Gâlib mahlasıyla şiirler yazdı. Sebk-i Hindî etkisinde "yeni tarz" şiirler yazdı. Klasik edebiyatımızın son büyük şairi sayılmaktadır. 1799 yılında öldü. Hüsn ü Aşk ve Dîvân'ı, şiirimizin anıt eserlerindendir.
ŞEYH GALİP hayatı, ŞEYH GALİP şiirleri, ŞEYH GALİP gazelleri, ŞEYH GALİP kimdir
Terkibibent’ten - ŞEREF HANIM
Yâd eyleyip geçen demi kan ağlasın gönül
Âh eylesin ne çâre hemân ağlasın gönül
Su serpmek içün âteş-i kalb-i hazînime
Her vakt u her zamân amân ağlasın gönül
Bir öyle padişâhdan ayrıldık âh âh
Bir ben değil zemîn ü zamân ağlasın gönül
Yatdıkça zîr-i hâkde ol cism-i nâzenîn
Etsin sirişkin âb-ı revân ağlasın gönül
Oldu nihân gözden o hurşîd-i saltanat
Yansın bu dert ile dil ü cân ağlasın gönül
Etsek aceb mi haşre kadar nâle vü bükâ
Olduk veliyy-i ni’metimizden felek cüdâ
Büyük Türk Klâsikleri C.8 S. 148
ŞEREF HANIM Terkibibent
KIT’A - ŞEREF HANIM
Beni hıfz eyle hatâdan yâ Rab
Bir dem ayırma rızâdan yâ Rab
Gerçi bî-ma’nâdır ammâ suhanim
Sakla ta’n-ı şu’arâdan yâ Rab
ŞEREF HANIM
ŞEREF HANIM
ŞEREF HANIM
İstanbul’da doğdu. Kültürlü bir aileden gelmiş ve kendini aile çevresinde yetiştirmiştir.
ŞEYH GALİB:Mahmud ve Valide Sultan’a medhiyeler yazmıştır. Dindar ve Mevlevîtarikatına mensup bir kimsedir. Divan’ından Mevlânâ ve Mevlevî büyükleri için yazılmış şiirler vardır.Kullandığı nazım şekilleri, dil ve ifade özellikleri onu kadın şairlerimiz arasında önemli bir kazanmasına vesile olmuştur. Ölüm tarihi, kızkardeşinin oğlu Mehmed Nebil Bey’in yazdığı tarih şiiriyle tespit edilmiştir. Mezarının Yenikapı Mevlevîhanesi bahçesinde olduğu rivatyet edilir.